" Yaldızlı imgelere, Toplara tüfeklere, Kralların tacına En güzel gecelere, Günün ak ekmeğine, Yazarım adını Tarlalara ve ufka, Kuşların kanadına, Gölgede değirmene yazarım Uyanmış patikaya, Serilip giden yola, Hınca hınç meydanlara adını Ey özgürlük!
Bir sözün çoşkusuyla, Dönüyorum hayata Senin için doğmuşum haykırmaya Ey özgürlük! "
merhaba özgürlük!
merhaba özlediğim dostlarım!
yokluğumda sahildeki banka oturup denizin maviliğini seyreden, benim için de uzaklara dalan, bir vapurun güvertesinde çay içip martılara simit atan, sokak kedilerine gülümseyen, yağmurlarda ıslanan, ağız dolusu gülen, iki gözü iki çeşme ağlayan, rakı içen, uzun, upuzun mektuplar gönderen, kitaplar, dergiler postalayan, kaygılanan, merak eden, ulaşmaya çalışan, gün sayan, sahildekibank'a gözü gibi bakan, okuyan, yorumlarıyla şenlendiren, sahiplenen, en zor koşullarda bile bir yolunu bulup benimle görüşen, kapılarda karşılayan, insan sıcaklığıyla sımsıkı sarılan, varlıklarıyla güç veren, özlenen, özlenen, özlenen dostlarım, merhaba!
merhaba özgürlüğün şarkısıyla sarhoş sokaklar! merhaba kadıköy sahilleri! merhaba özgürlüğün yolunda yürüyenler! rezilliklere, eşitsizliklere, insan hakları ihlallerine, kadına yönelik şiddete, f tipi hapishanelerdeki tecrite, hayatlarımızın f tipleştirilmeye çalışılmasına ayak direyenler, sevginin değerini bilenler, dünyanın paylaştıkça güzelleşeceğine inananlar, kitap kurtları, hayvanseverler, çevreciler, cinnet geçirmeye başlayan toplumun hala umudunu yitirmeyen insanları, “darbeci generaller yargılansın” diyenler, yalnızlar, terk edilmişler, mülksüzler, düşünce özgürlüğünden yana olanlar, başlarını dizelere yaslayanlar, kimsesiz bir çocuğun saçını okşayabilenler, keman sesiyle hüzünlenenler, yağmurlu bir günde şemsiyesini yaşlı bir kadına tereddütsüz verebilenler, insanları din, dil, ırk, sınıf ve cinsiyetlerinden ya da cinsel tercihlerinden dolayı aşağılamayan, dışlamayanlar, mozaikteki güzelliği görebilenler, merhaba!
merhaba düşada! merhaba hala düş kurabilenler!
misafir odasındaki koltuklara kurulmuş, ev sahibinin gelişini bekleyen misafirlere mi benzetiyorsunuz kendinizi? bu evin, bu sayfanın, sahildekibank’ın sevgili konukları (konuğu olduğu kadar sahiplerisiniz de buranın, unutmayın)... hepinize merhaba!
sıcacık merhabalar, hoşgeldinler, kucaklaşmalar... ortalığa yayılan limon kolonyasının ferah kokusu... ikram edilen rengarenk şekerler... şirin mi şirin fincanlarda buharı tüten türk kahveleri... uzayıp giden sohbetler...
hepiniz hoş geldiniz! “sana da hoş geldin” dediğinizi duyar gibiyim... hoş buldum! iyi ki varsınız... siz varsanız umut var... siz varsanız dünya daha bir yaşanılası... sizlerle olmak çok, ama çok güzel!
Gerçekten bütün dostların ve tabiki bende seni, merakla bekledik.Hep burda kal emi uzaklaşma senin düşadana bizimde ihtiyacımız var.Kendine çok iyi bak ve hep mutlu olman dileğiyle...........Düşadam
Umarsız yolların düş sakinleri
Çınar altı konaklar her bahar vakti
Sönmüş yıldızları fırsat bilip
Dertleşirler meltem rüzgarları gibi
İçimde kilometrelerce üzgün düşler
Hasat zamanını hasretle bekler
Belki de canımdaki acı bu
Söz ister her akşam kalbim seni ister
Boşluğunu dolduramaz hiçbir saadet
Yıldıramaz beni kederlerim azıcık sabret
Ağlamak mı dersin yoksa gülmek mi
Göçüp gittiğimde kalbinde hep beni yad et
Kapımda soğuk ayaz akşamlar
Odamda sonbahar kokusu var
Yitirilmiş sessiz sedasız anlık duygular
Çalıyor bedenimden gel ruhumu sar
Ey gelmişine yandığım uçsuz bucaklar
Kim silebilir kaderimi şaşarım
Alt etmişim hayatımı dolar taşarım
Hani dilinin ucuna gelir takılır ya
Hani gözlerin bakmaya kıyamaz ya
İşte öyle bir adam yaşar sol yanımda
Kum saati gibi tükenen ömrümü
Sil baştan alıp geriye saramıyorum ki
ADI YOK bu şiirin anlatamıyorum ki.
NOT:Özgürlüğune ağrman ediyorum bu şiiri,sahildeki bankın bir daha sahipsiz kalmaması dileklerimle...
Yazdıklarını bir çırpıda ve yüzümde artarak devam eden bir gülümseme ile okudum.
Böyle yazılarını okudukça ve o düşüncelerin hem akıcı hemde olabildiğince derin ifade edilebildiğni gördükçe insanın içinde okuma isteği uyanıyor.Daha çok okumak daha çok..
Hoşgeldin kocaman kahkahaların ve muhteşem yaşama sevincinle...
Kaç kişi sahiptir senin gibi bir dosta, bir arkadaşa ya da bir sevgiliye? Başkalarını bilmem ben sahibim...
Tabii ki Hoşgeldin...Bak nasıl mutluyuz, bak nasıl kesildi ayaklarımız yerden...Senin gibi bir insan için kim martılara simit atmaz, kim dergiler yollamaz, kim ulaşmak için her yolu denemez, kim keman sesine ağlamaz, kim günleri saymaz dönüp dönüp, bir daha bir daha... kim özlemez mektuplarını? yaşlı bir kadına şemsiye de verilir...demir kapı önlerinde saatlerce de beklenir...Tabii ki Hoşgeldin...HEP KAL... ÇOK ÖZLEMİŞİZ SENİ.....Görüşmek üzere...
2006-12-02 18:50:33 - sevincin tarif edilemediği an' lardan biri...nde...
ısındım kedi...