sevgili düşada,
benimle benzer bir ruh halinde olabilir misin acaba? hissediyorum yorgunluğunu, üşümeni, kaçıp kaybolmayı, unutulmayı istemeni.... öylesine yakınsın ki bana, seni bulunca kendimi de bulmaya başladım ben... yitip gitmek istiyordum yoksa, herkes, her şey boğmaya başlamıştı beni... bir hüzün duygusu gelip yerleşmişti şurama... yorulmuştum sırtımda bir hançerle dolaşmaktan... insandan umudumu kesmemiştim, kendimi tanıyordum, bir insan bile insanca yaşamaya çalışıyorsa nasıl tükenirdi umutlar...? umutsuz değildim, üşüyordum, düşüp gidiyordum dipsiz bir karanlığın içine... sonra, seni düşledim... öyle güzeldin ki, öylesine sıcaktı ki sözcüklerin, ısındım sana ve yazdıkça ısındım seninle...
belki sen de benzer duygular içindesin... seni nasıl kendi haline bırakabilirim... kendi yüzüme nasıl bakarım sonra aynalarda... gözlerime nasıl bakarım... nasıl uyuyabilirim yatağımda huzurla...
ağaç olayım gölgemde dinlen... kış günlerinde çıtırtıyla yanan soba olayım, benimle ısın... ırmak olayım bende yıkan, benimle arın... aynan olayım bir de bende gör kendini... yol olayım bende yürü geleceğe...
ama beni kendi halime bırak deme... nasılsın, mektuplarımı okumak iyi geliyor mu sana? istersen hiç yazma bana, anka kuşu hiç gelip geçmesin göğümüzden... ben yazmaya devam edeceğim... her mektup okurunu bulur nasılsa...
ben noktalarla sonsuza uzanan bir seçenekte yol alıyorum... noktalar hiç bu kadar sevimli gelmemişti bana...
bekliyorum seni... bir sokak başında çıkıversen karşıma... pankartlı, sloganlı, coşkulu bir yürüyüşte ansızın giriversen koluma... sahildeki bankta oturmuş dalgın dalgın uzaklara bakarken usulca dokunuversen omzuma... gelsen... şiirler okusam sana... kim bilir, yalnızlığımızdan çoğul bir türkü yaratabiliriz belki de...
kendine güzel bak, emi..? sevgiyle...
2006-11-02 15:00:21 - ben