DÜŞADA'YA MEKTUPLAR_31 - her mektup okurunu bulur bir gün... - Blogcu



•-)•––––KENDiMi BiR MEKTUPTA SEYRETTİM, BüYüLü BiR AYNAYDI BU––––•(-•

her mektup okurunu bulur bir gün...

6/4/2007 - DÜŞADA'YA MEKTUPLAR_31

Kategori: MEKTUP

          

                  fotoğraf: utku sarıöz

 

“Naziler önce komünistleri topladılar. Ben komünist değildim, ses çıkarmadım. Sonra sendikacıları götürdüler. Ben sendikacı da değildim, sesimi çıkarmadım. Daha sonra Yahudilere sıra geldi. Ben Yahudi de değildim, sustum. Bir gün beni almaya geldiklerinde, artık sesini çıkaracak kimse kalmamıştı..”
                             -Martin Niemoeller-

 

sevgili düşada,

 

 

nihayet bahar geldi... artık daha bir cıvıltılı sabahlar... her ilkbahar sabahı çiçeklenmiş bir dal gibi uzanıyorum hayata.

 

kapıyı açıp balkona çıktım bu sabah. şakıyan kuşlar yaprakların arasında oynaşıyorlardı... yapraklar taze yeşil, sesler neşeli... hani bir mektupta söz etmiştim, üzerinde kuşevi olan bir ağaç var bahçemizde, sonbaharda budanmıştı, dallanıp budaklandı yeniden, yapraklandı... geçen gün bir sokak kedisini kuşevinin üstüne yayılmış güneşlenirken görmüştüm de nasıl gülmüştüm, “iyi yere dükkan açmışsın kedi kardeş” diye laf atmıştım, oralı bile olmamıştı, güneşte parıldayan tüylerini kedice bir sakinlikle yalamayı sürdürmüştü.

 

bahar geldi... bahardan, aşktan, çiçeklerden böceklerden söz etmek güzel, güzel de...

 

uzun bir kış gecesini yaşıyor ülkem,  ben tutup ondan söz edeceğim... senin de nasıl kaygılandığını biliyorum, düşada... kara bulutlar dolaşıyor göğümüzde... bebelerin uykularında sıçrayarak uyanması bundan... faşizm elini kolunu sallayarak dolaşıyor artık caddelerde, kollukların kolladığı eli sopalı güruhlar linç etmeye kalkışıyorlar her farklı rengi... bizlerse tüm renklerin saflarını sıklaştırdığı bir gökkuşağını örüyoruz geleceğe... ülkemize de bahar gelse, sevgili...

 

faşizm sinsice sararken ülkeyi ne kadar da tepkisiz insanlarımız...  

 

neden susuyorlar sence? ve biz neden zorbalığı kınayacak, yeri geldiğinde zorbalığın karşısına dikilecek, insanı, özgürlüğü, düşünceyi kardeşliği, doğayı savunacak insanlara susuyoruz her geçen gün? ne zaman coşkun akacak bu ırmak, ne zaman dinecek susuzluğumuz? sessizce ilerleyen, ülkemizi adım adım saran bu sinsi karanlığın ne zaman farkına varacaklar? sürüklendiğimiz uçuruma düştükleri gün mü? hiç mi tarih okumadılar, film izlemediler? hitler’i, auschwitz’i hiç mi duymadılar? yoksa faşizmin bir dönem nazi almanyasında uygulanan ve tarihte kalmış bir yönetim biçimi olduğunu mu düşünüyorlar? 1978’de maraş’ta marş marşlar eşliğinde katliam yapanlar kimlerdi öyleyse? sahi, hiç orada öldürülen insanların fotoğraflarını gördün mü? 1993’te sivas’ta 37 insanı diri diri yakanlar kimlerdi? 1994’te gazi mahallesinde halkın üzerine ateş açıp onlarcasını öldürenler kimlerdi öyleyse? F tiplerini inşa edenler kimlerdi? hrant’ı hedef gösterenler, sokak ortasında güpegündüz öldürenler kimlerdi? ya sokaklardaki bu eli sopalı, ağzı salyalı linç sürüleri? demek ki hâlâ... öyleyse neden susuyor insanlarımız? o sopaların bir gün kendi bedenlerinin de üzerinde kalkıp ineceğini hiç mi akıllarına getirmiyorlar? ebu garip neden bu kadar garip? hiç mi benzemiyor auschwitz’e?

 

sussunlar sevgili, biz susmayacağız... korksunlar, biz korkmuyoruz... susarak, seyirci kalarak işlenen suçlara ortak olmayacağız.  

 

sevin ya da terk edin, diyorlarmış... desinler...

 

sevmiyoruz işte!

 

insanların hastane kapılarında parasızlıktan öldüğü bu sistemi, sevmiyoruz!

 

adım adım paralı hale getirilen bir eğitim sistemiyle yoksullara cehaletin dayatıldığı bu sistemi, sevmiyoruz!

 

insanların düşünceleri yüzünden dört duvar arasına tıkıldığı, sokaklarda kurşunlanarak öldürüldüğü bu sistemi, sevmiyoruz!

 

kardeş bir ülkenin insanlarını bombalayan amerikan uçaklarının kendi topraklarından kalkmasına izin veren bu sistemi, sevmiyoruz!

 

her soruna baskıyla, militarist uygulamalarla yaklaşan, demokratik yollardan çözmek için en ufak bir adım atmayan, ırkçılığı körükleyen bu zihniyeti, sevmiyoruz!

 

plansız yapılaşan kentleriyle yeşili her geçen gün yok eden bu düzeni, sevmiyoruz!

 

vaşington'dan yönetilen bir devleti, sevmiyoruz!

 

açlığı, işkenceyi, ayrımcılığı, sevmiyoruz!

 

karanlığı sevmiyoruz!

 

sevmiyoruz işte! terk etmiyoruz da! DEĞİŞTİRECEĞİZ!

 

ÇÜNKÜ yaşamı seviyoruz, ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz, kendimize güveniyoruz!

 

varsın çakallar ulusun... varsın bizler amerika'yı protesto ederken onlar sopalarla saldırsınlar üzerimize... bize haksızlığa başkaldırmanın şerefi yeter...

 

bu ülkede hâlâ insan olmanın onurunu taşıyan insanlar var! üstelik hiç de az değiller...

 

safları sıklaştırıyoruz... yüreğini ferah tut, bu karanlığı yırtacağız... faşizme asla pabuç bırakmayacağız,  bundan hiç şüphen olmasın!

 

dünyaya da bahar gelecek, sevgili...

 

ne diyordu chiapas’lı şövalye: onur... onur asla kaybedilmemeli...

 

kendine güzel bak, e mi?

                   

                                                 

                                                                                                                                                                                                                       

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: ARKADAŞINA ÖNER !

2007-04-25 14:16:57 - .........

Yorum yazarı: isimsiz-im
sahi...bahar geldi..yeşillenecek şimdi her yer...

ama kasdettiğin bahar hiç gelmeyecek bu ülkeye ve ne de dünyaya...

* * * * * * * * *
ben çok umutluyum şahsen... değişim sancıları başladı ülkede ve dünyada... az kaldı bahara!

Düzenleyen sahildekibank gün: 30/4/2007 saat: 09:34
Bağlantı

2007-04-11 21:54:43 - ..ada

Yorum yazarı: isimsiz
çok haklısın...bahar geldi kenan.....bu iyi bişey di mi....
Bağlantı

2007-04-10 09:28:00 - lale devri

Yorum yazarı: gezenti
biliyor musun SEVAL, yazdıkların her zaman aklımda olan bir şeyi tekrar anımsattı: osmanlı'nın "lale devrini"
amaan zaten lale devri çocuklarıyız di mi? :((
Bağlantı

2007-04-10 08:59:38 - ...

Yorum yazarı: cennetcehennem
Bahar, çiçekler-böcekler, aşk-meşk, falan filan... Laleler ne kadar da güzel değil mi şu sıralar her yerde rengarenk açıyorlar...

Laleler güzel olmasına güzel de insan bakamıyor o güzelliklere... 2 trilyon muydu onlara harcanan yanlış mı biliyorum???... O kadar paraya kaç aç doyurulurdu? Kaç hastahane için gerekli olan donanımlar sağlanırdı? Depremde ilk yıkılacaklar listesinden okullar çıkarılabilir miydi o parayla?

Ah hele o şu kadar zamanda şunu yaptık bunu yaptık diye astıkları pankartlar onlara harcanan para, zaman...

5 trilyon harcanan köprü ışıklandırması.. Herşey nasılda gösterişli ne kadar da güzel... Laleler falan hayat güzel tabi.

Kanıma dokunuyor bu düzensizliğin hüküm sürdüğü düzen...
Bağlantı

2007-04-08 16:57:32 - öz ve söz

Yorum yazarı: gezenti
yazına bir sözcük bile eklenmez artık, her zaman ki gibi özü sözü doğru bir yazı....
ölenler boşuna ölmediler ve yalnız değilmişim...
sevgimle...
Bağlantı

2007-04-07 21:10:51 - bitmedi...

Yorum yazarı: Allı Turna

ne demiş usta, Adnan Yücel;

"bitmedi o kavga sürüyor ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek"

sevgiyle...
Bağlantı

2007-04-07 19:07:45 - slm...

Yorum yazarı: mor çakıltaşları
uzun zamandır uğrayamıyordum...bir merhaba diyeyim dedim...yazına söylenecek söz bulamıyorum.keşke herkes yapılan haksızlıkların farkında olsa...ama ne yazık ki herkes bir sorun yaratmak için çabalıyor...çözüm arayansa maalesef çok az..! değişimse bu tip insanlar için yapılmış en büyük kötülük.! bu sefer bir kötülük yapalım ve değiştirelim tüm yanlışları...hoşçakal...aa bu arada kitap ne durumda?
Bağlantı

2007-04-07 12:01:34 - başlıksız :))

Yorum yazarı: Deniz
Merhaba

Yazın o kadar öz, o kadar yalın ve bir o kadar akıcı ki, söyleyecek çok fazla bir şeye yer bırakmıyor, hatta bir başlık bile koydurtmuyor :) Yazdığın ve savunduğun her satırın, her kelimenin, her simgenin ve imgenin arkasındayım. Değişecek... Değişmez desinler, bittiniz desinler, tükendiniz desinler, demode fikirler desinler... Ya sevin ya da terk edin desinler... Ne derlerse desinler... TERK ETMİYORUM DA, SEVMİYORUM DA!!! Hele hele sessiz ve sakin bir şekilde bir köşede "demokrasicilik oynamalarını" seyretmemi bekliyorlarsa, bana "dış güçlerin maşası" derken, Amerika'nın kucağına iyice yerleşmelerini kanıksamamı bekliyorlarsa, çocuklarını günden güne daha fazla sevmeyen bir ülke haline gelmemizi kabul etmemi bekliyorlarsa, sözümona başka tehditlere karşı militarizmi ve örtülü faşizmi bir çareymiş gibi ortaya koymalarına ses çıkarmayacağımı bekliyorlarsa, kendilerine tek bir şey söyleyebilirim: Daha önce de boyun eğmedim, şimdi de eğmem... ÇOK BEKLERLER...

DEĞİŞECEK, BİZ DEĞİŞTİRECEĞİZ!!!

Deniz
Bağlantı

”özgür insan, denizi seveceksin her zaman”

küçük şeylerden mutlu olabilmeli insan, mesela sahildeki bir bankta oturup uzaklara bakmaktan...

BAĞLANTILAR

  • SÖRF
  • BLOGCU ARKADAŞLAR
  • sahildekibank@gmail.com

    Sahildekibank... güzellikler denizinin kıyısında... sonsuza dek... umutla...

    Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa