|

fotoğraf: firdevs sayılan
“ayrılık sevgi turnusoludur
küçüğüm
çok değil biraz ağla bu akşam”
sevgili düşada,
güz mevsimi... keman sesleri... hüzün...
sevgili, sen de sever misin keman sesini? insanın içine ince ince hüznü nakışlar hani... incecik bir çığlık gibi... derinlerden gelen, içimizde bir yerlere dokunan, sarıp sarmalayan...
cihat aşkın’ı dinliyorum... “minyatürler”... keman sesleri, eski, çok eski bir öykünün içine sürüklüyor beni...
“yüksek bir apartmanın en üst katı... perdeleri ardına kadar açılmış kocaman bir pencere... pencerenin önüne çektiği sandalyede oturuyor adam... dışarda kar taneleri salınarak düşüyor... lapa lapa kar... kasetçalarda “minyatürler”... keman sesleri... kadehindeki kırmızı şarabı yudumluyor adam... uzaklardaki sevdiğini düşünüyor... iskele sokak’taki siyah saçlı kızı... gitse gidemez... aranıyor... gitse dönemez... sokak başları tutulmuş... iskele sokakta karanlık gölgeler... (dönemiyor da zaten, ne iskele sokağa demir atabiliyor bir daha, ne de siyah saçlı kızın parıltılı gözlerine...) dönüyor kaset... keman sesi... hüzün... süzülen gözyaşları... önce usul usul akıyor yanaklarından, sonra sele dönüşüyor... hüngür hüngür ağlıyor adam... kar taneleri dans ederek düşüyor, her yer ne kadar da beyaz! dudağında tuz tadı, içinde bir üşüme...”
hayat öyle tuhaf ki, düşada... bazen küçücük bir ayrıntı ne çok şeyi değiştiriyor yaşantımızda, sonradan farkına varıyoruz. tümüyle değişiyor hayatın örgüsü... kalmak ya da gitmek... durmak ya da durmamak... sola ya da sağa sapmak... kurguyu tümden değiştiriyor. herkes kendi tercihlerini yaşıyor hayatta...
ben hep yüreğimin götürdüğü yere doğru yürümeye çabaladım bu güne dek... bunu yapmasaydım pişmanlık defterimin sayfaları hüzünlü sözcüklerle dolup taşar, sonsuza dek içimi yakarlardı...
evet, her tercih bir vazgeçiştir... hayatımıza yön veren kararları alırken bu tercihimizle nelerden vazgeçtiğimizi çok iyi tartmalıyız, sonraları pişmanlık denizinde yüzmemek için...
insanız, hatalar da yapıyoruz kimi zaman, pişmanlıklarımız da oluyor... olmalı da... duygularıyla çatışmaktan alıkoyan, daha doğru tercihler yapmaya yönelten dersler olabilir bunlar... kişiyi yüreğinin götürdüğü yere götüren bir patika açabilir...
birazdan yine sokaklara vurucam kendimi... belki de kesişecek yollarımız... yürüyüp gideceğiz yan yana... birbirimizi tanımadan geçip gideceğiz... öyküsü olan binlerce insan gibi akacağız sokaklarda...
bu sabah yaralı bir sokak kedisi gördüm, içim acıdı; öyle bir bakışı vardı ki... içime saplanıp kaldı...
güz mevsimi... keman sesleri... hüzün...
kendine güzel bak, sevgili...
hep gülsün yüzün...

|
2006-11-04 17:22:24 - yoksun