|
|
 |
| fotoğraf: ali eraslan |
"ve cenneti düşledim
bir kitaplık içinde..."
-borges-
sevgili düşada,
vapur yolculukları boğaz'ın iki yakası arasında apayrı bir keyiftir benim için. şehir içi hatları vapurlarında şiir içi yüz hatlarıyla yol almak, dalgalanan denizi, bembeyaz köpüklenen suları, yolculuğa eşlik eden martıları, gökyüzünü, güneşi, istanbul'un siluetini efil efil esen rüzgarla gömleğin pır pır eder, saçların okşanırken, dudaklarından yayılan ıslık rüzgarın ezgisine usulca karışırken seyre dalmak ne hoştur...
bu gün kadıköy’den kalkan karaköy vapuruna bindim... hava çok sıcaktı, vapura ilk binenler arasında olduğum için şanslıydım, dışarda oturdum. hemen yanı başımda saçları rüzgarda savrulan genç bir kız oturuyordu. önce çantasından çıkardığı sigarasını çakmağıyla yakıp derin bir nefes aldı, dumanları rüzgarda hızla savruldu. elindeki küçük not defterine ne olduğunu merak ettiğim bazı notlar alıyordu, ya beyninin kıvrımlarında dönüp duran birkaç imgeyi bilincinin karanlık bölgelerinde yitip gitmelerinden önce yazıya dökme telaşındaki bir şairdi, ya da yapması gereken işleri sıralıyordu dizeler gibi alt alta; sınavlarına girdiği derslerin çetelesini tutan bir öğrenciydi belki de, kim bilir... sigarası bitince bu kez çantasından bir kitap çıkardı, sayfalarını sakin sakin çevirerek bir süre kaldığı yeri aradı, bulunca kitabı doğruca burnuna götürdü, gözlerini yumarak bir çiçeği koklar gibi uzun uzun kokladı sayfaları... okumaya başlamadan önce yaptığım, adeta bir tür ritüel haline getirdiğim bu davranışı bir başkasında görmek beni öylesine keyiflendirdi ki, yüzüme yayılan gülümsemeyle bir süre onu seyrettim... çantamı açıp okuduğum kitabın arasında bulunan, çok sevdiğim, tüm okumalarımın tanığı püsküllü kitap ayracımı çıkardım, ona doğru uzattım... şaşkınlıkla baktı. “size hediyem olsun” dedim. yüzünde beliren kocaman bir gülümseyişle, “teşekkür ederim” diyerek aldı ayracı, kitabının sayfaları arasına özenle iliştirdi... kitabını okumayı sürdürdü... ben denizi seyrettim, dalgalanan suları, uçan martıları, kız kulesini, takaları... keşke herkes kitapları bir çiçeği koklar gibi koklasa, keşke herkes her bulduğu fırsatta kitapların dünyasına dalsa, diye düşündüm. vapur iskeleye yanaşırken o yeni ayracını kaldığı sayfa aralığına yerleştiriyordu. kitapları bu kadar çok seven birine küçücük de olsa bir hediye vermenin mutluluğuyla indim vapurdan... insan gördüğü her güzelliği ödüllendirmeli, ada, iyileri daha iyi, güzelleri daha güzel olmak yolunda yüreklendirmeli, öyle değil mi? "o kadar azız ki / mutluluk bile bizden çok" diyor şair. çoğalmalıyız, ada, biz çoğaldıkça mutluluklar da çoğalacak çünkü dünyada...
kendine güzel bak... sevgiyle...
|
2006-09-11 20:48:15 - kalabalıklar içinde yanlızlaşmak
Düzenleyen sahildekibank gün: 13/9/2006 saat: 08:53