bursa'da liseden bir arkadaşımın evine gittim, lise yıllarından bağlantımın kopmadığı, hala görüştüğüm tek insandır, baho... "okul arkadaşları bir tespihin taneleri gibidir, okul biter, imame kopar, her biri bir tarafa dağılır." kim bilir nerelere savruldu her biri... hülya nerede, eto nerede? ibo, şadiye, kopil, mürvet, önder, yalçın, hilmiye, zafer, ilyas... isimleri birer birer belleğimden silinirken neredeler, nasıl hayatlar sürmekteler? bir zamanlar seslerimizin yankılandığı sınıflarda şimdi başka sesler, başka yüzler... yıllıklardaki resimlere bakınca anlıyor insan zamanın nasıl hızla akıp gittiğini, her yıl biraz daha solgunlaşan sayfalarda hep o umutlu, pırıl pırıl, yeni yetme bakışlar...
baho artvin'de yaşıyor, eşi ve çocuğuyla birlikte anne babasını ziyarete gelmiş. bursa'da olduğunu haber verince ben de atlayıp gidiverdim hemen, insan dostlarına uçarcasına gitmeli...
yıllardır gitmediğim evlerini elimle koymuş gibi buluyorum, bir zamanlar sık sık adımladığım sokak çok fazla değişmemiş. üzerinden sarmaşıkların sarktığı bahçe kapısının önünde duruyorum, üzerindeki ipi çekince kapı gıcırtıyla açılıyor, bir bahçe serinliği karşılıyor beni, ne çok severim bahçeli evleri... zili çalıyorum, merdivenleri uçarcasına inen bir çift ayak sesi; baho açıyor kapıyı, sarılıyoruz uzun uzun, sonra hafifçe aralanıp şöyle bir bakıyoruz birbirimize, yılların bizden neler alıp götürdüğünü, bize neler kattığını anlamaya çalışarak...
eşiyle tanıştırıyor beni, gülseren de dünya tatlısı bir insan, ilk defa görmeme rağmen hemen ısınıyor içim. tavşan kanı çaylar eşliğinde hep birlikte keyifli bir sohbete dalıyoruz. bir buçuk yaşında bir kızları var, ismi ne biliyor musun, hayal ada... nerede kedi görse peşinden koşuyormuş yakalamak için, "miyuuuuv, miyuuuuv" diye bağırarak koşturuyormuş peşlerinden, kediler de durur mu, kaçıyorlarmış; kelebek kovalayan bir kedi yavrusunun durumu ne kadar komikse bu da o kadar komik geldi bana... en sonunda bir sokak kedisi kaçmamış, belki sevgiye olan hasretinden, belki de bu şirin kız çocuğunun olmayacak düşlerin peşinden koşarcasına kendi peşinden koşmasına duyduğu saygıdan; bizimki de yaklaşıp elleriyle okşamış tüylerini, keyifle sevmiş onu. hayal ada da, sokak kedisi de mest... hemen sen geldin aklıma...
okul arkadaşlarımız...
okul yıllarında canciğer dost olduklarımızı ne çabuk unuturuz gerçekten; aslında unutmayız da işte araya yollar, mesafeler girer ve eski arkadaşlar olarak kalırlar aklımızın bi köşesinde...
ve çocuklar... ne hayat doludurlar... benim de öykü adında bi yeğenim var, o da hayal ada gibi... ama o kedilere değil de köpeklere düşkün... öyle ki mahallesinde ki sokak köpeklerine isimler takıyor... büyük olanı yaşlı aslan, küçükleri de edi ve büdü :)
çocuklar gibi olsak keşke; hiç bitmeyen yaşam sevincimiz ve toz pembe bakan gözlerimiz olsa...
2006-05-10 19:16:34 - (...)
okul yıllarında canciğer dost olduklarımızı ne çabuk unuturuz gerçekten; aslında unutmayız da işte araya yollar, mesafeler girer ve eski arkadaşlar olarak kalırlar aklımızın bi köşesinde...
ve çocuklar... ne hayat doludurlar... benim de öykü adında bi yeğenim var, o da hayal ada gibi... ama o kedilere değil de köpeklere düşkün... öyle ki mahallesinde ki sokak köpeklerine isimler takıyor... büyük olanı yaşlı aslan, küçükleri de edi ve büdü :)
çocuklar gibi olsak keşke; hiç bitmeyen yaşam sevincimiz ve toz pembe bakan gözlerimiz olsa...
neyse... hoşçakal düşada ve sahildeki bank...
eylem...
Düzenleyen sahildekibank gün: 10/5/2006 saat: 07:38