denizcim aynı şeyi ben de düşündüm... mangal yapıyorlardır elbette... senin mangalın kadar iyi midir? bilinmez... ama seni baharın çarptığına eminim... :)
o evi aldıkları gün eşiyle sabaha kadar uyumamışlardı... biraz borçlanmış olmak bile canlarını sıkmıyordu... heyecanla evi nasıl düzenleyeceklerini tasarlıyor, şimdilik eski perdelerini kullanabileceklerini kararlaştırıyor, orada çok daha mutlu olacaklarını yürekten inanıyorlardı.. Olması gereken buydu... bir hafta sonra taşındılar... daha o gün komşuları ellerinde yiyeceklerle ziyaretlerine gelmişlerdi... böyle sıcacık insanlarla komşu olmak içten içe sevindiriyordu onları, ev almamış iyi komşular almışlardı...
arabalardan, kalabalıktan, gürültüden uzak sokaklarda dolaşıyorlardı... hergün biraz daha seviyorlardı yaşadıkları yeri... çocukları yoktu... olmayacaktı da, kabullenmişlerdi... zamanlarını birlikte olmanın huzuru ile geçiriyorlardı... evin borcu bir yandan ödenirken bir yandan yaşlanıyorlardı... daha aşklarının ilk zamanlarında birbirlerine ;birlikte yaşlanacağız; demişlerdi...
yıllar oyun oynadı; eşi geçirdiği rahatsızlıktan koltuk değnekleri kullanmaya başladı. Önce kabullenemediler, zamanla bununla yaşamayı da öğrendiler... eşi koltuk değneklerine her yaslanışında içten içe kıskançlık duymuyor da değildi; o hep kendisine yaslanırdı oysa... sonraları eşine destek olduğu için koltuk değneklerini de sevmişti...
...
bunlar mı yaşandı bilmiyorum? ne fırtınalar koptu tanık değilim... fotoğrafı çekildiği gün gördüğüm duvara asılı koltuk değnekleri, çok etkilemişti beni... tek dileğim içinde yaşam sürdüren o ailenin çok mutlu yaşamış olması....
sevgimle...
Bence çok ilginç ve ironik olan, metruk evin duvarında asılı olan koltuk değneği. Evin yorgunluğunu, yıllanmışlığını, geçmişini, mevcut durumunu çok hoş şekilde özetliyor gibi. Ne ara gördün de çektin Kenanım :)) Ben bir de birkaç at fotoğrafı çeksen diyorum, hoş olur bence ;-)
2007-05-10 13:26:10 - deniz'e yanıt