BENDEN SiZE - her mektup okurunu bulur bir gün... - Blogcu



•-)•––––KENDiMi BiR MEKTUPTA SEYRETTİM, BüYüLü BiR AYNAYDI BU––––•(-•

her mektup okurunu bulur bir gün...

  • 3/5/2007 - "Sobe!"ye yanıtlar...
  • Kategori: BENDEN SiZE

     

                                    fotoğraf: kenan yücel

     

    Gezenti arkadaşım sobelemiş beni... İşte yanıtlarım:

     

    1- Daha önce yaşadığım üç şehir…

    Bursa, İstanbul, Ordu-Ünye…

     2- Tatil için gittiğim, gördüğüm, önereceğim üç yer…

       Gidip gördüğüm ama önermeyeceğim yerler var bende J

    3- Görmek istediğim üç yer…

    Küba, Prag, Moskova

    4- Şu anki mesleğim…

    Hukuk danışmanlığı yapıyorum…

    5- Dünyaya yeniden gelseydim hangi mesleği yapmayı isterdim?

    Dünyaya bir daha gelmeyeceğiz, o yüzden hangi mesleği yapmak istiyorsak o mesleği yapalım bu dünyada… Unutmayalım, yaşam sonlu ve hayat çok kısa.

    6- Asla yapmazdım diyeceğim meslek…

    Pek çok meslek var, mesela polis, gardiyan, asker olmak istemezdim, ha bir de futbol hakemi J

      7-Yaşam felsefemi oluşturan sözlerden biri…

      “Yolcu, yol yoktur, yolu sen yaparsın.”

                             Antonio Maçau

    8-Bir kitaptan alınma çok sevdiğim bir cümle, paragraf veya bölüm…

       Ben doğduğu günden tezi dostluğu yücelten adamı severim. Kösnüllüğün tutkusuyla kanı tutuştuğu zaman kadını severim. Hiç duraksamadan kendimi onlara veririm, çılgıncasına. Bu pahalıya mal olur ama, düş kırıklıkları benim isteklerimi hiçbir zaman azaltmadı, azaltmayacak.

        Bir kumarbaz hırsıyla her yerde şansımı denerim. Her zaman büyük oynarım, çünkü küçük hesaplardan nefret ederim. Yanılırsam, benim hiç kaybım olmaz: Yitiren karşı taraftır. İnsan tümüyle kendini verdiği zaman hiçbir şey yitirmez: yoksa hesapsız kitapsız kendini harcadığı için güneşin tükeneceğini söylemeye benzer bu. Bu arada buzullar kendiliğinden erirmiş, erisinler ne yapalım! Ama kazandığım zaman dünyalar benim olur.

        Benim yoğrulduğum hamurun mayasında dostluğu yüceltmek var.”

              Sokak Kızı, Panait Istırati, sf.34

    9-         Çok sevdiğim bir şiir…

     

      MAHKUMLAR

     

    Ekseriya sabaha karşı

    Kurşuna dizilir mahkumlar

    Bir sünger taşına döner

    Anne sütünden yapılan heykel

     

    Bari şu trampetler çalmasa

    İnsan gürültüye gitmese

     

               Orhon M. Arıburnu

     

                                                               

     

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 11/4/2007 - Şiir kitabım 16 nisanda tüm kitapçılarda...
  • Kategori: BENDEN SiZE

     

     

     

    İlk şiir kitabım “Uzaklara Atılmış Bir Kedi Hüznü” Yitik Ülke Yayınları tarafından yayımlanıyor. Say Dağıtım tarafından genel dağıtımı yapılacak olan kitap 16 nisanda tüm büyük kitapçılarda yerini alacak. Dileyen okurlar kitabı www.pandora.com.tr  adresinden online olarak da satın alabilecekler.

     

    Heyecanlı bir bekleyiş içindeyiz. Uzun süredir kitabımın çıkmasını bekleyen, sık sık kitabın ne zaman çıkacağını soran, heyecanımı paylaşan dostlarıma ve okurlara teşekkür ediyor, kitap kapağı hakkındaki görüşlerinizi merakla bekliyorum...      

    Kitabı Nerede Bulurum?

    Yorum ( 9 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/1/2007 - en yüce değer insan olmaktır ! (hrant'a son görev...)
  • Kategori: BENDEN SiZE

                

     

    merhaba,

     

    en yüce değer insan olmaktır... neden unutuyoruz bunu?

     

    vefalıysan, özü sözü birsen, emeğe saygılıysan, yalandan uzaksan, dostunu sırtlayabiliyorsan, düşmüşe, ezilene elini uzatıyorsan, haksızlığa karşı duruyorsan, paylaşmayı seviyorsan, düşünüyor ve karşındakinin düşüncelerine saygı gösteriyorsan, sevmeyi biliyorsan, diğer insanlarla empati kurabiliyor, kendini onların yerine koyabiliyorsan, doğayı kirletmiyorsan… değerlisin benim gözümde… insansın çünkü… milliyetin, dinin, cinsiyetin, cinsel tercihin beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor…

     

    ya ırklarıyla, damarlarındaki asil kanla övünenler… sırf başka bir milletten olduğu ve farklı düşünceleri savunduğu için öldürülen bir insanın ölümünü sevinçle karşılayan zavallılar, ne demeli size? neyi nasıl anlatmalı?

     

    bir ermeninin ermeniyim demesi, bir kürdün kürdüm demesi bile damarlarınızdaki o çok asil kanınıza dokunuyor... asil kanınız daha bir negatifleşiyor... köpürüyor... asil kan... kanda asalet aramak... neden bana bu kadar gülünç geliyor... ve bir o kadar da acı…

     

    hrant bir yurtseverdi... evet, kanında sizin asil kanınızdan yoktu ama, o bu ülkenin insanlarının daha insanca bir düzende, kardeşçe yaşamasını düşledi, yoksulluklar içinde geçen yaşamı boyunca bunun için çabaladı, bütün tehditlere karşın çok sevdiği bu ülkeyi terk etmedi... görüşlerini açıklamaktan hiç çekinmedi... ırkçılığı en büyük suç saydı... halklar arasındaki düşmanlıkları kaldırmak için çaba sarf etti... zulümlere uğramış bir halkın evladıydı, asil olmadığı düşünülen kanları bolca dökülmüş bir halkın evladıydı, yine de kimseye karşı kin tutmadı... kin tutan, öfke duyanları da içlerindeki bu zehirden kurtulmaya çağırdı... sevgiyi her zaman baş tacı yaptı…bu ülkenin ve bu ülke üzerinde yaşayan her kökenden insanın haklarını ölümüne savundu... o bir barış güverciniydi... “bu ülkede güvercinlere dokunulmaz” diyordu son yazısında… şişli’de bir kaldırım… kaldırımda bir güvercin… güvercinin kanadında kan… kan…

     

    güzel bir insandı o, görmediniz mi, ne kadar da bizden biriydi, sevgi dolu, duygusal bir adam... "biz kardeşiz" derken gözleri dolan... “türklüğe hakaret suçlaması”nı alnına leke sayan… yoksulluklarla büyümüş, yoksululuklarla yaşamış bu güzel insan altı delik pabuçlarıyla ayrıldı aramızdan…

     

    istese basar giderdi,  bir çoğunuzu kapağı atmak için çabaladığı avrupa ülkelerinden birinde paşalar gibi yaşardı… bizleri bırakmaya gönlü elvermedi… kendisine olan saygısı, ülkeye ve ülke insanlarına olan sevgisi nedeniyle kaldı burada… “türkiye'de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de türkiye'de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza olan saygımızın gereğiydi. kalacaktık ve direnecektik.”

     

    dostlarına, bizlere olan saygın gereği kaldın ve direndin… şimdi dostların olarak bizler uğurlayacağız seni… ırkçılığa, yoksulluğu, cehaleti, zulmü bu ülkenin insanlarına reva görenlere, kula kul olmayı dayatanlara direnmeyi sürdüreceğiz… “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” sürecek uğraşımız…

     

    bu yüzden ben de hrant'ım ve ermeniyim bugün!!! cenazesinde yürüyüp ona olan gönül borcumu ödeyeceğim... güzel günlere olan umudu büyüteceğim…

                                       -kenan yücel-

     

    VE BİR ALINTI: Rus şair Yevgini Yevtuşenko şöyle demişti: "Kanımda yahudi kanı yok, ama çürüten nefreti karşısında antisemitistlerin, ben bir yahudiyim... İşte o yüzden de kendime gerçek bir Rus diyebiliyorum"

     

    Not : Hrant Dink’in cenaze töreni 23 Ocak 2007 Salı günü saat 11:00’de Agos Gazetesi önünde düzenlenecek törenle başlayacak. Hrant Dink gazetesinin önünde uğurlandıktan sonra cenazesi sivil toplum örgütlerinin katılımıyla, pankartsız ve slogansız sessiz bir yürüyüşle saat 14:00’teki tören için Kumkapı Meryemana Patriklik Kilisesi’ne götürülecek. Düzenlenecek ayinin ardından Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

    *** gezenti'nin o güzelim yazısını okumanızı öneririm... 

           http://gezenti.blogcu.com/1778597/

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 31/12/2006 - YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN !
  • Kategori: BENDEN SiZE

                                 fotoğraf: mustafa kılınç

    “çok uzakta öyle bir yer var

     o yerlerde mutluluk var

     paylaşılmaya hazır

     bir hayat var”

     

     

    herkese kocaman bir merhaba,

     

     

    yeni bir yıla giriyoruz yine, biten bir yılı ardımızda bırakarak...

     

    yıl dönümlerine büyük anlamlar yüklemeye bayılıyoruz... umutlarımızı piyango biletlerine bağlıyor, yeni yıla adım attığımız gibi her şeyin kendiliğinden güzelleşeceği yanılsamasına kapılıyoruz...

     

    hayır, 2007’de de hiçbir şey değişmeyecek !

     

    savaşlar, yoksulluk, sömürü, küresel ısınma, insan hakları ihlalleri, acılar... sürecek...

     

    üç kuruş asgari ücretle yaşamaya çalışan bir işçinin halini, parasızlıktan hastanede rehin kalan bir hastanın dramını, tecrit hücresindeki bir mahpusun yalnızlığını, kesilen bir ağacın titreyişini, okula gönderilmeyen bir kız çocuğunun içinde bulunduğu çaresizliği, tekme savrulan bir sokak kedisinin tedirginliğini, işgal altında yaşayan insanların korkuyla çarpan yüreklerinin atışını, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalan bir kadının ruh halini, açların midesindeki kavrulma hissini... yüreğimizin derinliklerinde hissetmediğimiz ve tüm bunların nedenlerini anlamaya çalışmadığımız sürece...

     

    düşünmediğimiz, duyarsız kaldığımız, harekete geçmediğimiz, tepkilerimizi ortaya koymadığımız, çözüm üretmek için bir araya gelmediğimiz sürece...

     

    çevremizdeki kuşatmanın, ülke ve dünya sorunlarından çok futbolla, magazinle, dizilerle ilgilenir hale getirildiğimizin, gerçeklerle bağımızın koparılmaya çalışıldığının, okuduğumuz kitaplardan, izlediğimiz filmlerden dinlediğimiz müziklere kadar yönetenlerce yönlendirildiğimizin, “ellerimiz isyan etmesin diye” kandırıldığımızın farkına varmadığımız sürece...

     

    sürecek bu karanlık...

     

    eşitlik, özgürlük ve adaletin egemen olduğu bir dünya dileğiyle hepinize mutlu yıllar !

     

     

     

    Yorum ( 6 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 21/11/2006 - MERHABA!!!
  • Kategori: BENDEN SiZE

                                                                            fotoğraf: yavuz arslan

     

    " Yaldızlı imgelere, Toplara tüfeklere, Kralların tacına
      En güzel gecelere, Günün ak ekmeğine, Yazarım adını
      Tarlalara ve ufka, Kuşların kanadına, Gölgede değirmene yazarım
      Uyanmış patikaya, Serilip giden yola, Hınca hınç meydanlara adını
      Ey özgürlük! 
     
      Yıkılmış evlerime, Sönmüş fenerlerime, Derdimin duvarına
      Arzu duymaz yokluğa, Çırçıplak yalnızlığa, Yazarım adını 

      

      Bir sözün çoşkusuyla, Dönüyorum hayata
      Senin için doğmuşum haykırmaya
      Ey özgürlük! "

     

    merhaba özgürlük!

     

    merhaba özlediğim dostlarım!

     

    yokluğumda sahildeki banka oturup denizin maviliğini seyreden,  benim için de uzaklara dalan, bir vapurun güvertesinde çay içip martılara simit atan, sokak kedilerine gülümseyen, yağmurlarda ıslanan, ağız dolusu gülen, iki gözü iki çeşme ağlayan, rakı içen, uzun, upuzun mektuplar gönderen, kitaplar, dergiler postalayan, kaygılanan, merak eden, ulaşmaya çalışan, gün sayan, sahildekibank'a gözü gibi bakan, okuyan, yorumlarıyla şenlendiren, sahiplenen, en zor koşullarda bile bir yolunu bulup benimle görüşen, kapılarda karşılayan, insan sıcaklığıyla sımsıkı sarılan, varlıklarıyla güç veren, özlenen, özlenen, özlenen dostlarım, merhaba!

     

    merhaba özgürlüğün şarkısıyla sarhoş sokaklar! merhaba kadıköy sahilleri! merhaba özgürlüğün yolunda yürüyenler! rezilliklere, eşitsizliklere, insan hakları ihlallerine, kadına yönelik şiddete, f tipi hapishanelerdeki tecrite, hayatlarımızın f tipleştirilmeye çalışılmasına ayak direyenler, sevginin değerini bilenler, dünyanın paylaştıkça güzelleşeceğine inananlar, kitap kurtları, hayvanseverler, çevreciler, cinnet geçirmeye başlayan toplumun hala umudunu yitirmeyen insanları, “darbeci generaller yargılansın” diyenler, yalnızlar, terk edilmişler, mülksüzler, düşünce özgürlüğünden yana olanlar, başlarını dizelere yaslayanlar, kimsesiz bir çocuğun saçını okşayabilenler, keman sesiyle hüzünlenenler, yağmurlu bir günde şemsiyesini yaşlı bir kadına tereddütsüz verebilenler, insanları din, dil, ırk, sınıf ve cinsiyetlerinden ya da cinsel tercihlerinden dolayı aşağılamayan, dışlamayanlar, mozaikteki güzelliği görebilenler, merhaba!

     

    merhaba düşada! merhaba hala düş kurabilenler!

     

    misafir odasındaki koltuklara kurulmuş, ev sahibinin gelişini bekleyen misafirlere  mi benzetiyorsunuz kendinizi? bu evin, bu sayfanın, sahildekibank’ın sevgili konukları (konuğu olduğu kadar sahiplerisiniz de buranın, unutmayın)... hepinize merhaba!

     

    sıcacık merhabalar, hoşgeldinler, kucaklaşmalar... ortalığa yayılan limon kolonyasının ferah kokusu... ikram edilen rengarenk şekerler... şirin mi şirin fincanlarda buharı tüten türk kahveleri... uzayıp giden sohbetler...

     

    hepiniz hoş geldiniz! “sana da hoş geldin” dediğinizi duyar gibiyim... hoş buldum! iyi ki varsınız... siz varsanız umut var... siz varsanız dünya daha bir yaşanılası... sizlerle olmak çok, ama çok güzel!

     

    sevgiyle...

     

                                            kenan yücel

     

    Yorum ( 9 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    ”özgür insan, denizi seveceksin her zaman”

    küçük şeylerden mutlu olabilmeli insan, mesela sahildeki bir bankta oturup uzaklara bakmaktan...

    BAĞLANTILAR

  • SÖRF
  • BLOGCU ARKADAŞLAR
  • sahildekibank@gmail.com

    Sahildekibank... güzellikler denizinin kıyısında... sonsuza dek... umutla...

    Sayfa: 1 - Toplam: 1
    Son Sayfa |