en yüce değer insan olmaktır... neden unutuyoruz bunu?
vefalıysan, özü sözü birsen, emeğe saygılıysan, yalandan uzaksan, dostunu sırtlayabiliyorsan, düşmüşe, ezilene elini uzatıyorsan, haksızlığa karşı duruyorsan, paylaşmayı seviyorsan, düşünüyor ve karşındakinin düşüncelerine saygı gösteriyorsan, sevmeyi biliyorsan, diğer insanlarla empati kurabiliyor, kendini onların yerine koyabiliyorsan, doğayı kirletmiyorsan… değerlisin benim gözümde… insansın çünkü… milliyetin, dinin, cinsiyetin, cinsel tercihin beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor…
ya ırklarıyla, damarlarındaki asil kanla övünenler… sırf başka bir milletten olduğu ve farklı düşünceleri savunduğu için öldürülen bir insanın ölümünü sevinçle karşılayan zavallılar, ne demeli size? neyi nasıl anlatmalı?
bir ermeninin ermeniyim demesi, bir kürdün kürdüm demesi bile damarlarınızdaki o çok asil kanınıza dokunuyor... asil kanınız daha bir negatifleşiyor... köpürüyor... asil kan... kanda asalet aramak... neden bana bu kadar gülünç geliyor... ve bir o kadar da acı…
hrant bir yurtseverdi... evet, kanında sizin asil kanınızdan yoktu ama, o bu ülkenin insanlarının daha insanca bir düzende, kardeşçe yaşamasını düşledi, yoksulluklar içinde geçen yaşamı boyunca bunun için çabaladı, bütün tehditlere karşın çok sevdiği bu ülkeyi terk etmedi... görüşlerini açıklamaktan hiç çekinmedi... ırkçılığı en büyük suç saydı... halklar arasındaki düşmanlıkları kaldırmak için çaba sarf etti... zulümlere uğramış bir halkın evladıydı, asil olmadığı düşünülen kanları bolca dökülmüş bir halkın evladıydı, yine de kimseye karşı kin tutmadı... kin tutan, öfke duyanları da içlerindeki bu zehirden kurtulmaya çağırdı... sevgiyi her zaman baş tacı yaptı…bu ülkenin ve bu ülke üzerinde yaşayan her kökenden insanın haklarını ölümüne savundu... o bir barış güverciniydi... “bu ülkede güvercinlere dokunulmaz” diyordu son yazısında… şişli’de bir kaldırım… kaldırımda bir güvercin… güvercinin kanadında kan… kan…
güzel bir insandı o, görmediniz mi, ne kadar da bizden biriydi, sevgi dolu, duygusal bir adam... "biz kardeşiz" derken gözleri dolan... “türklüğe hakaret suçlaması”nı alnına leke sayan… yoksulluklarla büyümüş, yoksululuklarla yaşamış bu güzel insan altı delik pabuçlarıyla ayrıldı aramızdan…
istese basar giderdi,bir çoğunuzu kapağı atmak için çabaladığı avrupa ülkelerinden birinde paşalar gibi yaşardı… bizleri bırakmaya gönlü elvermedi… kendisine olan saygısı, ülkeye ve ülke insanlarına olan sevgisi nedeniyle kaldı burada… “türkiye'de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de türkiye'de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza olan saygımızın gereğiydi. kalacaktık ve direnecektik.”
dostlarına, bizlere olan saygın gereği kaldın ve direndin… şimdi dostların olarak bizler uğurlayacağız seni… ırkçılığa, yoksulluğu, cehaleti, zulmü bu ülkenin insanlarına reva görenlere, kula kul olmayı dayatanlara direnmeyi sürdüreceğiz… “yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” sürecek uğraşımız…
bu yüzden ben de hrant'ım ve ermeniyim bugün!!!
Kenan Yücel, 22.01.2007
VE BİR ALINTI: Rus şair Yevgini Yevtuşenko şöyle demişti: "Kanımda yahudi kanı yok, ama çürüten nefreti karşısında antisemitistlerin, ben bir yahudiyim... İşte o yüzden de kendime gerçek bir Rus diyebiliyorum"
sabah... martı sesleri eşliğinde başlayan gün... masamın üstündeki küçücük bir saksıdan gülümsüyor fesleğen... dokundukça ellerimle dans eden o nefis koku eşlik ediyor bana nereye gitsem... seyyar bir arabanın üstünde görmüş ve hemen satın almıştım... dün beni sokaklarda bir fesleğenle kol kola yürürken görmüşler J hoplaya zıplaya geziyormuşuz...
ne zaman bir fesleğen görsem çanakkale’nin dağ köylerinden birinde tanıştığım arif efe’yi anımsarım, kulağının arkasına iliştirdiği fesleğen dalıyla yürüyen o dal inceliğindeki adamı... kokusunu sürekli burnumda hissediyorum böylelikle, diyordu. güzelliğe vurgun olmak tam da böyle bir şey işte.
mevsim ilkbahardan yaza dönüyor sevgili, akasyalar çiçek açtı her yerde... bembeyaz salkımlar halinde salınıyorlar dallarda, derin soluklarla içime çekiyorum kokularını... çocukluğuma dönüyorum, köy okulu avlusunda, akasya ağaçlarının altında koştururken buluyorum kendimi. sana da olur mu bilmem, bir ses, bir koku, bir şarkı sözü ansızın zaman içinde yolculuklara çıkarır beni...
yaz geliyor, düşada... mevsimin ilkbahardan yaza yaklaştığı dönemler çınarcık yaylasına tırmanırız arkadaşlarla; sırt çantalarımızı şarap şişeleri, şiir kitapları ve birkaç gün yetecek kadar yiyecekle doldurup geçeriz tırmanışa... yeşillikler içinde dört saatlik bir tırmanışın ardından ilk yaylaya varır, kısa bir molanın ardından ikinci yaylaya doğru harekete geçer, üç saatlik bir yürüyüşün ardından yaylaya ulaşırız... köylülere ait ahşap evlerin kapısı her daim açıktır, metruk evler bizi içeri buyur eder... şömineler yakılır... yanan odunların çıtırtısında şaraplar yudumlanır... sonra yorgun argın yatılır...
sabahın çok erken saatleri... uyanılır... geç de yatsanız, yorgun da olsanız sabahın erken bir saatinde dinç bir şekilde uyanırsınız yaylada... derin bir sessizlikte incelikle akan ırmağın türküsünü dinlersiniz... suyun şırıltısı... kuş sesleri... her yer yemyeşil çimen, her yer papatyalarla, türlü türlü kır çiçekleriyle bezeli olur... çeşmeden akan buz gibi suyla elini, yüzünü yıkarsın... baharın ve kırın kokusunu içine çekersin... bir çiçeği koklar gibi solursun havayı... sevgilinin tenine dokunur gibi dokunursun ağaçlara... heybetli dağlara dalar gözlerin... ben sırt üstü çimenlere uzanmayı, kolarımı, bacaklarımı iki yana açıp gökyüzünün maviliğinde kaybolmayı severim en çok... bir kuşun sesinde eğleşirim...
2-Tatil için gittiğim, gördüğüm, önereceğim üç yer…
Gidip gördüğüm ama önermeyeceğim yerler var bende J
3-Görmek istediğim üç yer…
Küba, Prag, Moskova
4-Şu anki mesleğim…
Hukuk danışmanlığı yapıyorum…
5-Dünyaya yeniden gelseydim hangi mesleği yapmayı isterdim?
Dünyaya bir daha gelmeyeceğiz, o yüzden hangi mesleği yapmak istiyorsak o mesleği yapalım bu dünyada… Unutmayalım, yaşam sonlu ve hayat çok kısa.
6-Asla yapmazdım diyeceğim meslek…
Pek çok meslek var, mesela polis, gardiyan, asker olmak istemezdim, ha bir de futbol hakemi J
7-Yaşam felsefemi oluşturan sözlerden biri…
“Yolcu, yol yoktur, yolu sen yaparsın.”
Antonio Maçau
8-Bir kitaptan alınma çok sevdiğim bir cümle, paragraf veya bölüm…
“Ben doğduğu günden tezi dostluğu yücelten adamı severim. Kösnüllüğün tutkusuyla kanı tutuştuğu zaman kadını severim. Hiç duraksamadan kendimi onlara veririm, çılgıncasına. Bu pahalıya mal olur ama, düş kırıklıkları benim isteklerimi hiçbir zaman azaltmadı, azaltmayacak.
Bir kumarbaz hırsıyla her yerde şansımı denerim. Her zaman büyük oynarım, çünkü küçük hesaplardan nefret ederim. Yanılırsam, benim hiç kaybım olmaz: Yitiren karşı taraftır. İnsan tümüyle kendini verdiği zaman hiçbir şey yitirmez: yoksa hesapsız kitapsız kendini harcadığı için güneşin tükeneceğini söylemeye benzer bu. Bu arada buzullar kendiliğinden erirmiş, erisinler ne yapalım! Ama kazandığım zaman dünyalar benim olur.
iki aylık kültür sanat edebiyat dergisi bireylikler’in 14. sayısı mayıs ayının ilk haftası kitapçılarda!
“hiçbir yere gitmiyoruz!”
bireylikler’in 14. sayısını; ************> *”hem cellat hem de kurban, hem yara hem de bıçak”!-halim şafak *zırvada zirve-ahmet yüce *-slamist terör- reha yünlüel *faşizm, geldim diye kapıyı çalmaz-memet özgür *şe-memet özgür *hiçbir yere gitmiyoruz!- bireylikler *umarsız şiirler barınağı-beni her sokakta- alaattin topçu *dip sarnıç *hayat deplasmandır ölüm kendi saham- osman olmuş *susunca konuşulan- ertuğrul meşe *şair ve otorite/3- hayati baki *bıraksam kalbim beni terk edecek-hayri k. Yetik *refik durbaş’la şiir zinciri- ayhan şahin *eylül tutulması- arif madanoğlu *ülkesi dünya olan şarkı: adnan’ın şarkısı!- halim şafak *şiirler- yusuf alper *denize açılan karanfil-aynur dursun *hakkı çınar’la görüşme *serseri bir karanfil- semra canbulat *kendimi..-nilcan altay *hüzünlü ilişkiler- ilknur meşe *yeni ‘şair çıkmazı’- yelda karataş *gece- şakir özüdoğru *rengarenk-mehmet m. tekin *adam hikayeleri iki/üç- nihan gezeroğlu *ilmek- kemal çubuk *yabanıl-aynur kulak *beni sus- neslihan su *hafif meşrebi mevzular/2/ aleyna *yasa (düşünce)- hakkı çınar *yalınayak gezmeli ikiyüzlülüğün rıhtımında-nefise pınar *operet-fetih doğru *klasik şiirimiz üstüne-ahmet oktay *hülâsaten- emel nişlioğlu *özü gece sözü kara-volkan şenkal *volkan şenkal: kafasını çıkarıp mağaradan, dirimin havasını içine çekiyor- uluer aydoğdu *seyahat- utku yazıcı *güz şırası- engin akbaba *yeşerip kendini tasarlamanın şiiri ‘zehirli rüya’- nigar okyay *ihlal- ceyhun tuna- *yüreğime sonbahar yağdı- ali yağan *friedrich nietzsche, nietsche wagner’e karşı- bedriye korkankorkmaz *bulutların gözyaşı şişesi-şinasi tepe *-zaman- emre fidel *iki şair iki şiir kitabı- hüseyin peker *selen- dolunay ünal enver *bozkır-hakan minaz *kitap rafı *kule dibine bakar-her şey aslına döner/cam cama akar arap kızı camdan bakar- zero
başlıklı şiir, öykü,görüşme ve yazılar oluşturdu.
************> bireylikler ilk sayısından bu yana bütün boyutlarıyla bugünü tartışıyor. geçen sayı hem hrant dink’in öldürülmesinden, hem de sekiz mart dünya kadınlar gününden hareketle bugünün kadınını ve yükselen faşizmi bir ucundan tartışmaya başladık. geçen sayının asıl vurgusu ise faşizme yönelikti. bireylikler önümüzdeki sayılarda faşizmi tartışmayı sürdürecek. yükselen faşizm karşısında antifaşist bir direnişin bileşenlerinden olmak yaşadığımız dünyaya yönelik tavrımızı bir kez daha somutlaştırdığı gibi safımızı da belirliyor. bu bağlamda bireylikler kendi politizmini ve radikalizmini oluşturuyor. bireylikler’in temmuz-ağustos sayısının bu noktada hem sivas katliamını hem de faşizmi tartışma temelli olacağını yeri gelmişken belirteyim. malatya’da üç kişinin boğazlarının kesilerek öldürülmesi bu tartışmayı daha zorunlu hale getiriyor. bu sayı arkadaşımız hakkı çınar’ın ilk şiir kitabı ışıltılı ırmak’ı okurun ilgisine sunuyoruz. yazılarından sırayı bir türlü şiirine getiremediğimiz hakkı sonunda kitabıyla bunu bozdu!
bireylikler’i istanbul’da beyoğlu ve kadıköy mephisto’da, pentimento’da, seyhan müzik’te; ankara’da imge, dost, turhan, bilim ve sanat kitabevlerinde; izmir’de kabile, yakın ve kitappark kitabevlerinde; kayseri’de bilge kitabevinde, zonguldak’ta merdiven kitabevinde, gebze de tudem kitabevinde bulabilirsiniz. eğer bulamıyorsanız abone olmanızı öneririz. sayısı: 3 ytl. yıllık katkı payı: 20 ytl. posta çeki no: halim şanlıdağ 692233 yazışma; p.k. 271 38002 kayseri, bireylikler@yahoo.com, bireylikler@gmail.com, bireylikler@hotmail.com *** isteyen herkese örnek sayı gönderilir.
(internet üzerinden satın almak için üstteki bağlantıyı tıklayın)
Kenan Yücel'in ilk şiir kitabı "Uzaklara Atılmış Bir Kedi Hüznü" Yitik Ülke Yayınları'ndan çıktı!
UZAKLARA ATILMIŞ BİR KEDİ HÜZNÜ, Kenan Yücel, Yitik Ülke Yayınları, 74 sayfa
gelirler görüşçüler, giderler
oyun çağı elinden alınmış bir çocuk
gözleriyle yunup arınır dünyayı
kalbiniz bir kadınla yol alır uzaklara
aklığından utanan incitilmiş bir masum
uzaklara atılmış bir kedi hüznü
gezinir koynunuzda... ruhunuzda
trenler yolculamış bir istasyon ıssızlığı
KİTABI BULUP OKUMAK İÇİN
Online satışlar www.pandora.com.tr adresinden yapılmaktadır. Kitabı bütün büyük kitap mağazalarında bulabilirsiniz. D&R, İnkılap, Nezih kitap mağazalarının şubelerine Yitik Ülke Yayınları'nı sorabilirsiniz. Kitabın genel dağıtımı Say Dağıtım tarafından yapılmaktadır. Sorduğunuz kitabevlerinde kitap yoksa İstanbul'daki Say Dağıtım'dan kitabı sipariş etmelerini sağlayınız. Say Dağıtım: Ankara Cad. No: 54/12 Sirkeci-İstanbul Tel: 0212 - 512 21 58 / Faks: 0212 - 512 50 80 Alternatif olarak aşağıdaki kitabevlerinden de kitabı alabilirsiniz: İstanbul
Kutu Kitabevi-indirimli satın alabilirsiniz- (Caferağa Mah. Bahariye Cad. Sakızgülü Sok. No: 31/21 Kadıköy Tel: 0216 338 51 41 - Hollywood Sineması'nın olduğu pasaj)